İngilizce Öğrenenler için Organik Bir Kaynak: Yeminli Sözlük

İngilizce Öğrenenler için Organik Bir Kaynak: Yeminli Sözlük
Organik Çeviri Yöntemiyle İngilizce


Hazır çevrilmiş İngilizce Türkçe Cümleler üzerinde çalışarak İngilizce öğrenin!

1 yıl kadar önce yeminli tercümanlar tarafından kurulan Yeminli Sözlük sitesinin amacı İngilizce öğrenenlere ve çeviri yapanlara bilmedikleri kelimeler ve cümle içinde nasıl kullanıldıkları ile ilgili yardımcı olabilmek. Sitenin arama çubuğunda arama yapıldığında -kelimenin anlamı ile birlikte- aranan kelime ile ilgili çevirisi yapılmış cümleler de listeleniyor.

Site sayesinde, İngilizce öğrenmeye çalışanlar artık birçok cümleyi çevirisi yapılmış olarak bulabilecek ve çeviri yöntemiyle İngilizce çalışabilecekler!

Yeminli Sözlük, daha şimdiden tüm Kolej, Üniversite, İngilizce Hazırlık ve Dershane öğrencilerinin başucu sitesi oldu. Birçok kişi, iletişim sayfası üzerinden siteye ulaşarak İngilizce öğrenmelerine katkıda bulundukları için site yönetimine teşekkürlerini iletiyor. Kelimelerin İngilizce cümleler içinde nasıl kullanıldığı konusunda sıkıntı çektiklerini söyleyen öğrenciler, sitenin kendileri için bir Hazine olduğunu ifade ediyorlar!

Sitede ayrıca hediyeli çeviri yarışmaları ve kampanyaları da düzenleniyor. İngilizce bilginize güveniyorsanız, sitede ‘çeviri sanattır’ yazarak arama yapıyorsunuz ve çevirisi yapılmamış cümleleri çevirerek puanlar kazanabiliyorsunuz.

Yeminli Sözlük: Milyonlarca Hazır Çevrilmiş Cümle
http://www.yeminlisozluk.com

Örnek Sayfalar:
http://www.yeminlisozluk.com/index.php?kelime=atasözleri
http://www.yeminlisozluk.com/index.php?kelime=özlü+sözler

Akupunktur Nedir?

AKUPUNKTUR NEDİR?
1.Ağrı kesici etkisi (Analjezik)
2.Vücutta dengeyi sağlayıcı etki (Bio Regülatör)
3.Rahatlatıcı, sıkıntı giderici etki (Sedasyon ve Psikolojik)
4.Vücudun bağışıklık sistemini ve direncini arttırıcı etki (İmmü Stimülan)
5.Motor tamir etki (Felçli hastalarda)
özellikleri olan ÇİN'de 5000 yıldan beri uygulanan ve hiçbir yan etkisi olmayan doğal bir tedavi yöntemidir.

AKUPUNKTUR TEDAVİSİ UYGULANAN HASTALIKLAR
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafında Akupunktur yapılması öngörülen başlıca hastalıklar.
1.Şişmanlık
2.Sigara alışkanlığı
3.Migren ve gerilim baş ağrıları
4.Romatizmal hastalıklar ve ağrılı sendromlar
•Boyun,omuz,bel ve bacak ağrıları,siyatik
•Boyun fıtığı
•Artoz (kireçleme)
5.Trigeminus nevraljisi
6.Yüz felci
7.Beyin felci
8.Bronşit,Bronşial Astma Kr.Sinüzit ve rinit
9.Alerjik hastalıklar
10.Gastro-Intestinal sistem hastalıkları
•Gastrit,Peptik ülser
•Spastik Kolon
•Kabızlık, ishal
11.Ürogenital sistem hastalıkları
•Ağrılı ve düzensiz adet görme
•Menapoz şikayetleri
•Kadın ve Erkekte kısırlık
12.Psiko-somatik hastalıklar
•Uyku bozukluğu,Depresyon,Stres
•İlaç,uyuşturucu ve alkol bağımlılığı

ŞİŞMANLIK TEDAVİSİ
Zayıflama tedavisinde akupunktur tokluk hissi verir, midede kazınmayı önler metabolizmayı düzene soktuğu için halsizlik ve bitkinlik hissedilmez acıktığımız zaman ki sinirlilik el, ayak titrmesini önler, açlık başağrısı yaşanmaz, kan şekerinin düşmesini önler ve tansiyon düşüklüğü, yüksekliği gibi belirtileri ortadan kaldırır.
Bu etkileri hisseden bir kişinin diyet yapması ve günlük yürüyüşlerle hareketini artırmesı ile kilo vermeyi işkence olmaktan çıkarır kişiye rahat ve kolay bir zayıflama sağlar.
Merkezimizde şişmanlık tedavisinde iğne kullanılmadan kulak akupunkturu uygulanmaktadır. Kulakta tespit edilen noktalar laserle uyarılarak, bitki tohumları ile bu uyarı sürekli hale getirilerek iğnesiz,ağrısız,acısız bir yöntem uygulanır.

SİGARA BIRAKMA TEDAVİSİ
Sigara bırakma tedavisinde yine kulak akupunkturu ile aynı yöntemle uygulanır ve kişinin sigaraya olan isteği azaltılır. Sigaranın tadı bozulur ve sigara içilmediği zaman ortaya çıkan sinirlilik, el, ayak titremesi ve yoksunluk belirtileri ortadan kaldırılarak 1ile 2 seansta sigarayı bırakması sağlanır.
MEZOTERAPİ
ESTETİK MEZOTERAPİ:
Bayanlarda SELÜLİT tedavisi ve bölgesel incelmeyi sağlayan (Bacak, üst kol, basenler, bel, karın vs. gibi) ve Fransa’da 1952 yılından beri başarı ile uygulanan bir tıbbi tedavi yöntemidir.
Bu amaçla kullanılan ilaçlar cilt altına çok küçük ve ince bir iğne ile enjekte edilerek cildin düzgün ,pürüzsüz ve daha canlı bir hale gelmesini ve de toplanmasını sağlar.Aynı zamanda tedavi uygulanan bölgelerde 1 ile 3 beden arasında bir incelme sağlamak mümkündür.

YÜZ KIRIŞIKLIKLARI TEDAVİSİ
Merkezimizde bu amaçla şu tedaviler uygulanmaktadır.
1.Yüz Mezoterapisi:Yüzdeki ince kırışıklıkların tedavisini sağlar. Yüz daha canlı, parlak, gergin ve genç bir görünüm kazanır.
2.Botoks Tedavisi:Botoks tedavisi 5 yıldan beri estetik amaçlı olarak göz çevresindeki “Kaz Ayağı” dediğimiz kırışıklıkların, iki kaş arasındaki ve alındaki kırışıkların tedavisinde ve kaş kaldırma amacıyla uygulanmaktadır.
Uygulama çok kolay ve 10-15 dakika gibi kısa sürede sonuçlanır ve etkisi 4-6 ay gibi bir süre devam eder.
3.Hyaluronan Jel Tedavisi: Hyaluronan viskoelastik jel yüzeyel çizgi ve kırışıklar ile derin kırışıklık ve skarların tedavisinde ve cilt altına enjekte edilen şeffaf özelliğinde bir maddedir.
Yüz kırışıklıkları tedavisinde bu üç yöntemi tek tek uygulayabileceğimiz gibi eğer gerekiyorsa üçü birden aynı anda da uygulanabilmektedir.
KARBONDİOKSİT TEDAVİSİ (CARBOXİTERAPİ)
Selülit tedavisi ve bölgesel tedavi için uygulanmaktadır.

Feng Shui

Feng Shui Nedir?
3500 yıl önce ortaya çıkan Feng Shui (Fung Şuway) olarak okunur, çevreyi insana, huzur, mutluluk, refah ve sağlık getirecek şekilde düzenleme sanatıdır. Birçok bilimadamları tüm evrenin bir titreşime sahip olduğunu ve bir enerji gücü ile birbirine bağlı olduğunu kabul eder. Feng Shui, bu yaşamsal enerjiye Chi adını verir. Feng Shuiyi uygulayabilmek için öncelikle Çinlilerin Chi adını verdikleri kozmik yaşam enerjisinin ne olduğunu ve çevremizde nasıl hareket ettiğini anlamak gerekir. Feng Shuideki düzenlemelerin amacı, ortamda denge, uyum ve doğru Chi akışını sağlamaktır.
Chi dört farklı pusula yönünden dört farklı yaşamsal enerjiyi taşır.
Sheng Chi - doğu yönünün bilge enerjisi ·
Yang Chi - güneyin güçlendirici enerjisi
Tsang Chi - kuzeyin besleyici enerjisi
Sha Chi - batının yıkıcı enerjisi.
Atmosfer yaşamsal enerji hatlarıyla doludur. Bu enerjilerden bazıları olumlu pozitif, bazıları da zararlı negatiftir. Pozitif enerji olan Sheng Chi çok büyük şans, bolluk ve mutluluk getirir. Bulunulan mekana bu enerjiyi çektiğinizde şans ortaya çıkar. Negatif enerji ise Sha Chiyi yaratır ki eğer eşyalar kayboluyor, sık sık hastalanılıyorsa, Sha Chi tarafından çevrelidiği düşünülür.
Feng Shuinin Amacı
Chi her yerde mevcuttur. Hayatın tadını çıkarmak, başarılı ve zengin olmak, iyi bir aile ve aşk yaşamı için Sheng Chiyi (pozitif enerjiyi) harekete geçirmek ve Sha Chiden (negatif enerjiyi) uzak gerekir. Feng Shui çalışmasının amacı da budur

Sokak kapınızı açtığınızda Chi içeri girer. Evinize canlılık ve yaşam getirir, her geçtiği yerden, artık enerjileri toplar. Eğer eviniz mezarlık, kasap gibi kötü manzaralara sahipse acı enerjiyi çeker. Eğer eviniz güzel bir manzaraya karşıysa, doğal olarak Chide evinize güzelliği getirir.
Feng Shuinin temel prensiplerinden biri de Taocu düşünceye dayanır. Taocu düşünceye göre yaşamın tümü birbiriyle bağlantılıdır ve bu bağlantı geleneksel Yin ve Yang sembolü ile temsil edilir. Yin ve Yang yaşamı şekillendiren ve dengeleyen iki kozmik güçtür. Yin, negatif enerjiyi ve karanlık alanları, Yang pozitif enerji ve aydınlığı sembolize eder. Taocular her bir bölümün içine de karşıtı alandan bir nokta koymuşlardır. Yin Yang sembolünde, siyahın içinde beyaz, beyazın içinde siyah nokta vardır. Zıt renkli noktalar, her şeyin kendi içinde zıddını da barındırdığının sembolüdür. Bu ikiz kavramda karşıtlık değil, tamamlayıcılık vardır. Çünkü her birinin var olabilmesi için diğerine ihtiyaç vardır..
Yin ve Yang arasında sağlanan denge ile aslında evrenin bütünlüğü simgelenir. Feng Shuiyi uygularken mutlaka mekanın Yin - Yang analizinin yapılması gerekir. Odanın boyutunu, yerleşimini, güneşli ve loş bölgelerini, nem ve kuruluğunu, parlak ve solgun renkleri ile, katı ve sıvı maddeler gibi konulara dikkat ederek uyuma bakılır. Fazlaca Yin enerjiye sahip mekanlar bolluğu getirmeye yetecek kadar yaşam enerjisi taşımadığından iyi değildir. Fazlaca Yang enerjiye sahip olan mekanlar da, enerji fazlası nedeniyle zarar verici olabilirler.
Feng Shuinin Özellikleri
Feng Shuinin aynı zamanda ateş, toprak, metal, su ve ağaçla da ilintilidir. Çinliler, insanlar da dahil olmak üzere evrendeki herşeyin, bu beş elementten birine ait olduğuna ve birbirlerini etkileme biçimine göre yaşamlarını yönlendirdiğine inanırlar. Elementlerden her biri, Chinin ayrı bir yolla ifadesidir. Feng Shui uygulamaları, elementlerin ilişkilerine de büyük önem veriyor. Herhangi bir mekandaki objelerin ve yönlerin ait olduğu elementler, birbirine zarar vermemelidir. Feng Shui esasları çerçevesinde herhangi bir değişiklik yapmadan önce mutlaka elementlerin birbirleri ile yaratıcı ve yıpratıcı döngüdeki ilişkileri analiz edilmelidir.

* Elementler kendi aralarında iki tarz ilişki içindedirler. ·
* Elementlerin yaratıcı döngüsü: Ateş toprağı yaratır, toprak metali içerir, metal suyu tutar, su ağacı besler, ağaç ateşi besler.
* Elementlerin yıpratıcı döngüsü: Ateş metali eritir, metal ağacı keser, ağaç toprağı tüketir, toprak suyu emer, su ateşi söndürür.
Pa Kua (Ba Gua) sekizgeni (haritası), Feng Shuinin en önemli sembollerinden biridir ve başlangıç noktası I Chingdir. Ba Gua kelime anlamı olarak I Chingi oluşturan sekiz temel ifadeyi tanımlar. Trigram adı verilen ve üç çizgiden oluşan her ifade; sağlık, servet, aşk, iş gibi "yaşam hazinelerini" simgeler. Ba Gua, Feng Shuide kullanılan temel araçlardan biridir. Bu sekizgen sembolün işlevi, bir mekanda hangi alanın iyileştirilmeye ihtiyacı olduğunu belirlemeye yardımcı olmasıdır..
Bir ortamdaki Chiyi iyileştirmek, kalıcılığını sağlamak, dengelemek ve fazlalaştırmak için yüzyıllardır kullanılan ve işlerliğini kanıtlamış bazı araçlar da vardır. Ba Gua haritasındaki bilgiler ışığında bu araçlar da kullanılabilir. Bunlar kişinin severek kullanacağı araçlar olmalıdır. Çevremize her baktığımızda hoşunuza giden şeylerle çevrili olmanız, bu sembollerin etkisini arttırır.
Chi akışını düzenleyen sekiz araç şunlardır:
* Işık: Her çeşit ışıklandırma malzemeleri ve aynalar.
* Ses: Çanlar, ziller, su, müzik...
* Renkler:Kuvvetli, parlak renkler.
* Yaşam:Çiçekler, bitkiler, balıklar, evcil hayvanlar.
* Hareket: Rüzgar çanları, havada salınan hareket eden objeler.
* Durağanlık: Heykeller, kayalar, taşlar...
* Mekanik aletler: Her türlü elektronik alet.
* Düz hatlar: Bambudan yapılmış flütler, kılıçlar...
Bu araçlarla Chiyi çekmek mümkündür. Örneğin; odalara yerleştirilen ışık, olumsuzluğu giderebilir. Aynalar, Feng Shuide değişik amaçlarla sık kullanılan, ışık araçlarıdan biridir, önemli olan tek nokta aynanın kişileri kesik göstermemesi gereiğidir. Evinizin duvarlarında uygun renkleri kullanarak, salonunuzu güzel çiçeklerle süsleyerek, akvaryum koyarak veya evcil hayvan besleyerek Chi enerjisini en iyi şekilde kendinize çekebilirsiniz.

Aromaterapi

Aromaterapi, bitkisel Aroma yağları ile terapi uygulama yöntemidir. Aromaterapide kullanılan yağlar, bitkilerin kök, çiçek, yaprak vs. bölümlerinden elde edilen saf uçucu yağlardır.

Aromaterapi çok eskiye dayanan bir tedavi yöntemidir. Köklerini Hindistan ve Çin uygarlıklarında görebiliriz. Mısırlılar ise aroma yağlarını mumyalamada ve ayinlerde kullanmışlardır. Aromaterapi daha sonra Mısırdan Yunan uygarlığına geçmiş, oradan da bütün dünyaya yayılmıştır.

Eski zamanlarda aromaterapi bir koruyucu hekimlik sistemi idi. Ama dünyada ilaç sanayii başlayınca ve hazır ucuz ilaç elde edilince, zahmetli olan bu işlemden zamanla vazgeçilmiş ve aromaterapi gündemden kaybolmuştur.

Yüzyılımızın başlarında Fransız Kimyager Doktor Gattefosse, laboratuvarında yaptığı bir deney esnasında kaza ile elini yakmış (gaz lambası ile), o sırada elinde bulunan şişeden dökülen lavanta yağının elini süratle iyileştirdiğini farketmiştir. Daha sonra yaptığı araştırmalar sonucunda yağların, güçlü antiseptik, mikrop öldürücü, iyileştirici, hızlı hücre yenileyici etkilerinin olduğunu saptamıştır. Ayrıca aroma yağlarının kan dolaşımı yardımı ile lenf sistemine ulaştığını ve hücre arası sıvı (extra cellular fluid) yolu ile iyileştirdiğini kanıtlamıştır. Diğer bir Fransız, Dr. Jean Valnet ve Madam Maury da bu konuda iyi araştırma yapan uzmanlar arasındadır. Dr. Jean Valnet, İkinci Dünya Savaşında aromaterapiyi, yaraları tedavi etmek ve çabuk iyileştirmek için geniş olarak kullanmıştır. Bir biyokimyacı olan Madam Maury ise konuyu, kozmetik ve gençleşme tedavilerine kadar yaygınlaştırmıştır. Günümüzde Avrupada, özellikle İngiltere ve Fransada popülerlik kazanan bu yöntem, zamanla bir yaşam biçimi haline gelmiş bulunmaktadır.

YAĞLAR
Bitkilerde doğal olarak oluşan yağların, bitkinin gerçek özü olduğu ve de hiçbirinin diğerine eşit olmadığı düşünülmektedir. Bitki metabolizmasının artıkları da olabilecek bu ürünlerin, tam olarak ne olduğunu hiç kimse bilmemektedir. Bunlar bitkinin değişik bölümlerinde oluşur ve dolaşırlar, örneğin akşamları çiçeklerde çok yoğun olan esanslar, sabahları yapraklarda toplanabilir. Bir bitkinin özel bir yerinden elde edilen bir esansın kimyasal ve tıbbi özellikleri, bitkinin ait olduğu kısmına göre farklılıklar gösterebilir. Örneğin portakal ağacı çiçeğinden elde edilen esans, insan vücudunda, portakal kabuğundan elde edilene göre çok farklı etki gösterir. Onun için yağları ve özelliklerini çok iyi bilmek gerekir.

Uçucu Yağlar (Essential Oils)
Dünyada her organın ve organizmanın gözle görülemeyen ve ölçülemeyen bir enerjisi (ruhu) vardır. Bitkilerde ise bu enerji, onların uçucu yağlarında saklıdır.

Yağ özleri bitkilerin hormonu sayılır ve bizim vücudumuzdaki hormonlara eş değerde bir görev üstlenir (canlandırıcı, ateşleyici, aracı). Bu uçucu yağ özleri bitkinin içinde dolaşarak ve hormonlarını şekerli ortamda birbirine bağlayarak, bitkinin bütün yaşamı boyunca, çok az miktarda üretilirler.
Uçucu yağ özleri, elde edildikleri bitkilerin yapısına göre insan vücudunda iyileştirici etki yaratır. Bu etkinin doğru elde edilmesi için gerekli miktarlarda ve uygun yöntemlerle uygulanması gerekir. Terapide kullanılan uçucu yağlar, kan dolaşımı yolu ile arzu edilen bölgeye ulaşırlar. Örneğin, baş ağrısı için kullanılan bir ağrı kesici ilacın, kan dolaşımı yolu ile sinir sistemine ulaşıp ağrıyı kesmesi gibi, aroma yağları da aynı etkiyi yaratır. Buradaki tek fark, aroma yağlarının sinirleri yatıştırmak yerine, ağrıya neden olan dengesizliğin düzelmesi için gerekli ortamı yaratmasıdır. Uçucu yağlar doğal ürünlerdir ve yan etkileri çok azdır. Doğru kullanılırsa farmakolojik ilaçlardan faydalıdır.

Temel Yağlar (Base oils)
Çoğu bitkisel özlü yağlar aromaterapide taşıyıcı yağ olarak kullanılabilir. Seçilen yağın yapısı ve tedaviye uygun olması alınacak sonucu güçlendirir. Genellikle yüz bölgesinde kullanılacak olan bir yağın hafif yapıda ve vitaminli olması, tedavinin etkisini güçlendirir. Örneğin yayoba yağı veya çayırnergisi yağı, ciltte genel yatıştırıcı ve iyileştirici etki yarattığı için, cilt problemlerinde kullanılması, tedavinin etkisini güçlendirir. Binbirdelikotu yağı, sinirsel gerginlik veya depresyon durumlarında uygulandığında çift etki sağlar. Buğday tohumu yağı ise, güçlü E vitamini içerdiği için yaşlı kişilerde uygulanması daha uygundur, vs. Burada esas olan bakım esnasında seçilecek yağın kişinin terapi amacına uygun olması ve terapinin etkisine uyum sağlamasıdır. Örneğin, uyarıcı bir terapide aşırı uyuşturucu etkideki bir yağ kullanılmazken, aşırı sinirli olan bir kişi tedavi ediliyorsa, ağır koku bırakabilen bir temel yağ seçilmemelidir. Örneğin; zeytinyağı.
Ana Aroma Yağları: (Zararsız)
1. Clary sage - Adaçayı.
2. Lavander - Lavanta.
3. Ylang Ylang - Kananga.
4. Chamomile - Papatya.
5. Peppermint - İngiliz Nanesi.
6. Rose - Gül.
7. Rosemary - Biberiye.
8. Sandalwood - Sandal.

Yüz ve vücut için kullanılan Temel Yağlar:
1. Susam yağı - Yayoba yağı (Tüm ciltlere uygundur)
2. Havuç yağı - Hawaii Ceviz yağı (Hücre yenileyici)
3. Sarısabır yağı - Çayırnergisi (Hassas yapılı ciltler)
4. Buğday Özü yağı - Zerdali Çekirdeği yağı (Olgun ciltler)

Aroma yağların kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Şimdi bunlara kısaca değinelim;
Aromaterapi alternatif koruyucu hekimlik sistemine dayanan bir tedavi yöntemidir. Önemli hastalıklarda doktor kontrolu olmadan tek başına aromaterapi kullanılmamalıdır.

Aromaterapi yapılan kişi aynı anda reçeteli bir ilaç kullanmakta ise aromaterapi tedavisi uygulanmaz. Zira belirli yağlar ilaçların etkisini nötrleştirir veya yan etki yaratabilir.
Önerilen dozun üzerinde bir doz kullanılmamasına özen gösterilmelidir.
Aynı yağı ve karışımı uzun süre kullanmamak gerekir.
Bebeklerde, çocuklarda ve yetişkinlerde farklı bir doz gerekir. Bazı yağlar ise asla kullanılmamalıdır.
Kullanılacak olan yağlar inceltilerek kullanılmalı ve kesinlikle ağız yoluyla alınmamalıdır.
Hassas olan ciltlerde kullanılacak olan yağın test edilmesi gerekir. Eğer herhangi bir reaksiyon oluşmaz ise o zaman yağ rahatlıkla kullanılabilir.

0-4 yaş grubu bebeklerde sadece lavanta ve papatya kullanılabilir. Kullanım dozu düşük olmalıdır.
4-7 yaş grubunda ise, lavanta, papatya, mandalina, gül ve palmarosa yağları çok düşük dozlarda kullanılır. Alerjisi olmayan çocuklarda hintdefnesi ve sedir kullanılabilir.
7-12 yaş grubunda tüm yağlar kullanılabilir. Kullanılan doz, yetişkinlerde kullanılan dozun yarısı kadar olmalıdır.
Güneşte ve solaryumla birlikte kullanılmaması gereken yağlar ise şunlardır: Bergamot, greyfurt, limon, ağaçkavunu, portakal, turunç, melekotu.
Yüksek tansiyonu olan kişilerde Biberiye kullanılmamalıdır.
Sara / epilepsi rahatsızlığı olan kişilerde rezene, ökaliptus ve kekik kullanılmaz. Biberiye ise çok az dozda kullanılır.
Şeker hastalığı söz konusu ise, ökaliptus, ıtır ve limon kullanılmamalıdır.
Hamileliğin ilk 4 ayında aromaterapi yağları kullanılmamalı, 4üncü aydan sonra, papatya, lavanta, ağaçkavunu, turunç, palmarosa, portakal, hintdefnesi, fasturuncu hafifletilmiş dozlarda kullanılmalıdır.
Hamilelikte sakıncalı yağlar: (bu yağlar kas spazmına ve düşüğe neden olablilir) Karanfil, fesleğen, yalancı mirha, ardıç, biberiye, tatlı mercangüç, oğulotu, adaçayı, rezene, anason, servi, yasemin, hardal, karaturp, ingiliznanesi, kekik, gerçek melisadır.
Saf olarak kullanımı sakıncalı yağlar, anason, hintlimonu, havuç tohumu, tarçın, karanfil, kekik ve kafurdur.
Toksik etkili ve hormon dengesini bozabilen yağlar ise, Amerikan pennyroyal, pennyroyal, mugword ve ruharutsdur.
Yüz bölgesinde kullanılması sakıncalı olan yağlar tarçın ve karanfildir.
Hassas ciltlerde sakıncalı yağlar: Tüm asitli yağlar. Fesleğen, rezene, hintlimonu, biberiye ve lemon verbenadır.

AROMATERAPİ TEDAVİSİNİ YAVAŞLATAN NEDENLER:
1. Cilt tıkalı ve cansız ise, yağların emilimi zayıflar.
2. Kan dolaşımı zayıflığı yağların vücutta dolaşmasını yavaşlatır.
3. Stres oranı aromaterapi etkisini zayıflatır, kasların gergin olması tedavinin etkisini değiştirir.
4. Kabızlık ve vücutta toksik maddelerin artması. Aşırı kirli hava, sigara, alkol kulllanımı vs.

TEDAVİ YAPILMAMASI GEREKEN DURUMLAR:
1. Ateşli hastalıklar ve ateş
2. Deri veya eklem iltihapları.
3. Bilinmeyen kaşıntı ve kızarıklıklar.
4. Ödem ve şişmeler (Bilinmeyen iltihaplı durumlar)
5. Yara bereler (Açık yaralar)
6. Spor yaralanmaları - Burkulmalar (Akut durumlarda)
7. Adele yırtılmaları veya bağdokusu zedelenmeleri.
8. Kırık kemikler.
9. Yanıklar (Açık yara söz konusu ise)
10. Varisler (direkt olarak üzerinde masaj baskısı uygulanmaz)
11. Kanser. Ancak bölgesel ise (masajla yayma söz konusu ise)
12. Yeni ameliyat ve yaralanmalar.
Aromaterapi Uzmanı
Aynur GEDİK

Bel Fıtığı ve Akupunkturla Tedavi

Belimizde 5 omur vardır. Omurlar arasında amortizör görevi yapan diskler vardır. Diskler bağ dokusundan oluşmuştur. Diskler omurlar arasındaki hareket serbestliği temin ederler. Daha da önemlisi omurlara (eğilme ve ağır kaldırmalar esnasında) gelen basıncı merkezden kenara doğru eşit miktarda dağıtırlar. Diskin içi jel gibi, peltemsi, yumuşak maddeden (sıvıdan) oluşan, dışı da özel lifli tabakayla çevrilmiştir.
Hareketsiz bir iş ve hayat tarzı, oturarak iş yapmak, şişmanlık, spora ısınmadan başlamak, stres içinde yaşamak, yanlış duruş ve oturuşlar bel için zararlıdır. Sürekli yapılan yanlış hareketler, duruş ve oturuş bozuklukları, ağır kaldırma esnasında yanlış eğilme hareketleri diskin dışında ki özel lifli tabakanın yırtılmasına neden olur. Bunun sonucu diskin içinde ki jel gibi, peltemsi yumuşak madde omurların arasına dışarı doğru fırlar. Buna bel fıtığı denir. Liflerden dışarı taşan bu sıvı hem sıvı özelliğini kaybedip sertleşir, hem de etrafta ki bulunan damar ve sinirlere baskı yapmaya başlar.
Bunun sonucu belde ve / veya bacaklarda dayanılmaz ağırılar, hareketlerde kısıtlılık, topallayarak yürümek, bacaklarda uyuşmalar, kuvvet kaybı ve bacakta incelme ortaya çıkar. Eğer fıtıklaşma arkaya doğru olursa (omur iliğe baskı sonucu) hastada idrar tutamama ve cinsel fonksiyon kaybı olabilir. Bu durumda fıtığın ameliyat edilmesi gerekmektedir. Fakat fıtıkların %80 ameliyatlık değildir. Ameliyat gerektirmeyen vakalarda çoğu zaman fizik tedavi ve ilaçlarla tedavi uygulanmaktadır. Akupunktur, bel fıtığı tedavisinde akla gelecek üçüncü bir tedavi yöntemidir.
Akupunkturla bel fıtığı tedavisi üzün süreli etkili olmaktadır. Akupunktur yapısal bozukluğu tedavi eder.
BEL FITIĞI TEDAVİSİNDE AKUPUNKTURUN ETKİ MEKANİZMASI
Akupunktur: 1. Ağrıyı gidererek
2. Adaleyi gevşeterek
3. Ödemi.çözerek
4. Psikolojik rahatlık sağlayarak bel fıtığını tedavi eder.
1. Akupunktur vücutta ki bulunan ağrı kesicileri harekete geçirir. Akupunktur sırasında batırdığımız iğneleri vücutta ki bulunan Endorfini harekete geçirir. Endorfin vücuda özgü çok güçlü bir ağrı kesicidir. Böylece hasta ağızdan ağrı kesici ilaç almadan ağrısından kurtulur.
2. Akupunktur vücutta ki bulunan kas gevşeticileri harekete geçirir. Kulak kepçenin önünde ki bulunan Valiyum noktasını akupunktur iğneyle uyararak Gaba salgılanmakta. Gaba (Gama-amino-butirik-asid) çok güçlü kas gevşeticidir. Böylece hasta ağızdan kas gevşetici ilaç almadan bel fıtığı etrafında ki oluşan kas spazmından kurtulur.
3. Akupunktur vücutta ki bulunan ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Kulakta ki bulunan böbrek üstü bezini akupunktur iğneyle uyararak Kortizon salgılanmakta. Kortizonun ödem çözücü etkisi vardır. Kortizon fıtıklaşma bölgesinde kıkırdak doku ve çevresinde oluşan ödemi dağıtarak, bölgeyi rahatlatır ve böylece o bölgede damar ve sinirlere yapılan baskı ortadan kalkar.

4. Akupunktur vücutta ki bulunan sakinleştirici maddeleri harekete geçirir. Akupunktur kanda Serotonin ve Endorfin seviyesini artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve sedasyon sağlar.
Akupunktur haftada 2-3 kez olmak üzere toplam 15-20 seans uygulanmakta. Seanslar 20-40 dakika arası sürer.

Biyoterapi

Bugün kullanılan tıbbi tedavi yöntemlerinin yanısıra insanlar, birçok sebeplerden dolayı, (örneğin farmakolojinin aşırılığı), hastalıklarının tedavisi için halk tıbbından da yararlanma arayışlarına girmişlerdir. Bunların içinde özellikle elle tedavi (manual therapy) ve biyoenerji ile tedavi yöntemi, en doğal ve etkili olanıdır.

20. yüzyılın başında Sovyetler Birliğinde, V.İ. Behterev ve diğer bazı bilim adamları, insanın bir biyoenerji alanına sahip olduğunu farketmişler, bu konuda araştırmalar yaparak birçok kitap ve makaleler yazmışlardır. Başlangıçta başarıyla sürdürülen bütün bu çalışmalar, bir süre sonra "Marksizm-Leninizme uygun olmadığı için" yasaklanmış ve açılan fakülteler kapatılmıştır. Dolayısıyla uzun bir zaman biyoenerji ile ilgili hiçbir bilimsel araştırma yapılmamıştır. Hatta basında çıkan biyolojik alan ve bağlantılı olaylarla ilgili makaleler de alay konusu olmuştur.

Bugün ise, bilim adamları ve kamuoyu artık biyolojik alanın varlığını kabul etmektedir. Parapsikoloji ve biyoenerji konularıyla ilgili çalışmalar dünyanın her tarafında yapılmakta ve sonuçları insanların yararına sunulmaktadır. Çok eski doğu kültürlerinde halk doktorları, insan vücudunda "Çİ" adı verilen bir enerjinin varlığını keşfetmişlerdir. Bir yaşam enerjisi olan "Çİ" nin açıklanması zordur. Çjen-tsü terapisi uzmanlara göre "Çİ", tüm vücut enerjisinin, birleşik fonksiyonudur. Bu enerji alanında sinir merkezleriyle ilgili enerji dağıtım merkezleri de bulunur ki, bunlara "çakra" adı verilir. Bu çakralar bel kemiği boyunca sıralanmıştır. Bugün belkemiği boyunca yerleşik enerji merkezlerindeki (çakralardaki) enerji sirkülasyonunu engelleyen patolojik bozukluklar giderilebilmektedir.

Doğu ve batı parapsikoloji ekollerinde yer alan ve insandaki biyolojik alan ve onun düzeltilmesi konusunda yapılan çalışmalara gelince.

Günümüzde olağanüstü parapsikolojik olayları (elle tedavi dahil) açıklayabilen, sonuçlanmış tek bir bilimsel çalışma yoktur. Bugün dünyada yüzden fazla üniversite kürsüsünde bu olayın araştırması yapılmaktadır. Modern bilimde ana araştırma dalları şunlardır: Elektromanyetik, jeofizik ve psikofizik modelleri, elektronik ve rastlantısal süreçler ile ilgili düşünceler, değişim modelleri, kuantum mekaniği ve holistik modeller.

Öte yandan doğuya baktığımızda durum farklıdır. Eski yoga felsefesinde ve Çin tıbbında biyoenerjinin önemi büyüktür. M.Ö.1000 yıllarında makrokozmos (evren) ve mikrokozmosun (insan, organizma), ilke olarak, tek bir şemaya göre yaratıldığına ilişkin düşünceler vardır. Bu sistemin ana hatlarını 5 temel unsur oluşturmaktadır. Bu unsurlar ateş, su, toprak, ağaç ve metaldir. Bunlar olmadan yaşam mümkün olmaz. Makro ve mikrokozmosun aktif faaliyetleri sonucu iki güç ortaya çıkmaktadır. Bu güçlerden biri erkek güç "YANG" ve diğeri dişi güç "YİN" dir. Bu iki gücün birleşimi dev bir yaratıcılık etkisi (impuls) doğurmuş ve sonuçta dünyanın ve varlıkların temelini oluşturmuştur.Yapısal birlik, evrensel cevher "Çİ" aracıyla gerçekleşmektedir. "Çİ", bir enerji, "yaşam enerjisi" olarak izah edilebilir. Ve "Çİ" yi tek bir tanımla anlatmak mümkün değildir.

Hint terminolojisinde "Çİ" nin karşılığı, "PRANA" dır. Teozofi ve antropozofide ise sema veya "semavi cisim"dir. A.İ Kobzev "Çİ" yi şöyle tanımlıyor: "Çİ" genel, dinamik, ruhsal ve maddi cevherdir. Bu tanım "Çİ" nin enerjik özelliklerini ortaya koymakta ve doğudaki biyoenerji kavramının anlaşılmasında büyük rol oynamaktadır. "Çİ" nin bu enerjik özellikleri, tüm Çin tıbbının ana temelini oluşturmaktadır.

"Çİ" gücünün yanında eski Çinliler dünyanın yaratılmasıyla ilgili bir ilke daha ortaya çıkardılar. İkilik ilkesi. Bu, ikincil bir ilkedir ve dünyanın oluşumunun anlaşılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Şematik olarak:
"Çİ" .................enerji-şekil
DAO
"YİN-YANG" ....... sema-toprak

Görüldüğü gibi, varlığın üst düzeylerinde ikilik yasası geçerlidir. "Enerji-şekil" varlıkların durumunu gösteriyor. "YİN-YANG" ise şekilsiz enerjik durumlardan ortaya çıkan global, yasal bağları temsil eder. "YİN-YANG" burada gerçek, doğal, harikulade olan olaylardır ve yaşamı bağlayıcı doğa yasalarına uygundur. Bu ikiliğin her parçası birbirine geçmekte, birbirini koşullandırmakta, ayrı olamamakta, böylece karşıtlar arasındaki birlik ve savaş oluşmaktadır. Teklik ve ikilik ilkelerine göre dünyanın oluşumunun tablosu da ortaya çıkıyor. İnsan da bu tabloda yerini almıştır. Yaşam enerjisi "Çİ" organizmada engelsiz dolaşır. Bu hareket çok düzenli ve dengelidir. "Çİ" nin hareketindeki değişiklikler ise hastalık belirtisidir. Demek ki "Çİ" organizmadaki tüm süreç ve fonksiyonların dış çevre ile birbirini etkilemesinin başlıca belirleyicisidir. İnsan vücudundaki yaşam enerjisi "Çİ" nin gerçek adı, "KKKÇİ" dir. Bu enerji nefes ve gıdanın bir toplamıdır. Bundan dolayı Hindistandaki yogiler ve Çinliler "Çİ" toplamak için, nefes egzersizlerine çok önem verirler. "Çİ" vücuttaki tüm süreçleri hızlandırabilir.Örneğin bağırsak tembelliğini "Çİ" enerjisini toplayarak düzeltebilirsiniz.

Bu arada birçok kitapta "meridyen" terimini de görebilirsiniz. Bizim için meridyen, "Çİ" enerjisinin vücuttaki geçiş yollarıdır. Bu, ana meridyende oluşan bir komünikasyon sistemidir. İnsan vücudundaki her ana meridyen 12 organdan biri tarafından yönetilmektedir. Bunlar akciğer, kalın bağırsak, mide, dalak, kalp, ince bağırsak, idrar torbası, böbrek, perikard, safra kesesi ve karaciğer meridyenleridir.

Dr. Şuayip DAĞISTANLI

Boyun Fıtığı ve Akupunkturla Tedavisi

Amörtisor görevi yapan diskler bağ dokusundan oluşmuştur. Diskler omurlar arasında ki hareket serbestliği temin ederler. Daha da önemlisi omurlara (eğilme ve ağır kaldırma esnasında) gelen basıncı merkezden kenara doğru eşit miktarda dağıtırlar. Diskin içi jel gibi, peltemsi, yumuşak maddeden (sıvıdan) oluşan, dışı da özel lifli tabakayla çevrilmiştir. Beyine giden damarlar, ellere ve kollara hareket veren sinirler omurlar ve disklerin hemen yanından geçerler.
Masa başı iş yapmak, bilgisayarın başında öne eğik vaziyete, kambur halde çalışmak, uzun topuklu ayakkabı giymek, aşırı stres içinde yaşamak, yanlış duruş ve oturuşlar boyun disklerin yıpranmasına neden olur.
İlk başlarda disklerin içinde ki su miktarı azalır, sonra diskin liflerinde minik yırtılmalar başlar. Diskin içindeki jel madde minik yırtıklardan dışarı doğru fırlar ve komşu dokulara, damarlara ve sinirlere baskı yapar. Buna boyun fıtığı denir. Bunun sonucu hastada ki bazı şikayetler ortaya çıkar: Boyun ağrısı, omuz ağrısı, kol ağrısı, kürek kemikleri arasında ki ağrı, baş ağrısı ve baş dönmesi, kollarda uyuşma ve karıncalaşma, kollarda güçsüzlük hissi, sabah yorgunluğu, kulakta çınlama ve uğultu.
Akupunktur boyun fıtığında ki yapısal bozuklukları tedavi eder. Akupunkturla boyun fıtığı tedavisi uzun süreli etkili olmaktadır. Merkezimizde boyun fıtığı tedavisinde kulak ve vücut akupunkturu uygulanmaktadır.

Boyun Fıtığı Tedavisinde Akupunkturun Etki Mekanizması
Akupunktur : 1. Ağrıyı gidererek
2. Adaleyi gevşeterek
3. Ödemi çözerek
4. Psikolojik rahatlık sağlayarak boyun fıtığını tedavi eder
1. Akupunktur vücutta ki bulunan ağrı kesicileri harekete geçirir. Akupunktur sırasında batırdığımız akupunktur iğneleri vücutta ki bulunan Endorfini harekete geçirir. Endorfin vücuda özgü çok güçlü bir ağrı kesicidir.Böylece hasta ağızdan ağrı kesici ilaç almadan ağrısından kurtulur.
2. Akupunktur vücutta ki bulunan kas gevşeticileri harekete geçirir. Kulak kepçenin önünde bulunan Valiyum noktasını akupunktur iğneyle uyararak Gaba salgılanmakta. Gaba (Gama-amino-butirik-asit) çok güçlü kas gevşeticidir.Böylece hasta ağızdan kas gevşetici ilaç almadan boyun fıtığı etrafında ki oluşan kas spazmından kurtulur.
3. Akupunktur vücutta ki bulunan ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Kulakta ki bulunan böbrek üstü bezini akupunktur iğneyle uyararak Kortizon salgılanmakta. Kortizonun ödem çözücü etkisi vardır. Kortizon fıtıklaşma olan bölgede kıkırdak doku ve çevresinde oluşan ödemi dağıtarak, bölgeyi rahatlatır, böylece o bölgede damar ve sinirlere yapılan baskı ortadan kalkar.
4. Akupunktur vücutta ki bulunan sakinleştirici maddeleri harekete geçirir. Akupunktur kanda Serotonin ve Endorfin seviyesini artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve sedasyon sağlar.
Akupunktur haftada 2-3 kez olmak üzere toplam 15-20 seans uygulanmakta. Seanslar 20-40 dakika arası sürer.